Mükemmeliyetçilik..

Mükemmeliyetçilik ile ilgili yazacağım bugün.  Mükememmeliyetçilik, bir ortamda konuşulduğu zaman herkesin atladığı " ay sorma ben de çok mükemmeliyetçiyimdir", "ben de her şey tam olsun istediğim için zorlanıyorum şekerim bilirsin beni", "tatlım ben de öyleyim o yüzden çok iyi anlıyorum seni, insanın içi rahat etmiyor dimiiii?"  gibi cümleler kurduğu, sözde yakındığı ama aslında kendini övdüğü, anlaşılmadığı her halinden belli olan aslında insana hiç de hoş getirileri olmayan bir huydur. Mükemmeliyetçi yapıda bir insan gerçekleştirmesi gereken bir projeyi, bu ister misafir için ikram yapmak olsun ister bir ödev, ister iş yerinden istenmiş bir inceleme raporu, önce kafasında hemen tasarlar ama en ufak minnacık ayrıntılarına kadar. Çünkü o minnacık ayrıntıları daha farklı, benzerlerinden fark yaratacak bir konumda, tam tamına yapılmış şekilde hayal eder. Sonra da onları nasıl yapması gerektiğini düşünür hayaller kurar sırıtır "bunu şöyle yaparım önce araştırırım bir bakarım, denerim sonra yaparım" der, parçaları kafada birleştirir, büyük resmin mükemmelliğini düşünür ve karar verir öyle yapılacaktır. Bu noktada, mükkemmeliyetçi yapıdaki insanları ikiye ayırabilirz:

1)Emeline ulaşmak için eldeki projenin yetiştirme tarihinden çok önce kafada tasarlanan hazırlıkları titiz bir şekilde uygulamaya başlayanlar,

2) Şiddetli bir erteleme (procrastination) güdüsüne kapılanlar.

Bence ilk gruptaki insanlar kesinlikle çok daha şanslılar. Çünkü, iki grubun da kafasında kendilerine göre harika sonuç almak için motamot uymaları gereken bir liste vardır ve bu listeden atılan ya da daha kötü bir alternatifi ile değiştirilen her madde, çıkacak sonucu mükemmel olmaktan uzaklaştırır. Üstelik, listedekileri tek tek uygulamaya koymaya başlayınca, hem ortaya çıkmakta ve çıkacak olan sonucun mutluluğu, bunu ve hali hazırda çalışıyor olmanın verdiği  kendiyle gurur duyma gibi hisleri de taşır. Kötü hiç bir yanı olmadığı gibi mutlu mesut hayatına devam eder. Ama bence uzun vadede zararlıdır bu, insan kendini herhalukarda yıpratır. Bu kadar çok plan,  bu kadar çok detay, kişinin kendi kendine koyduğu "zorunluluklar". Iıh hiç de kolay görünmüyor bence.

Gelelim ikinci gruptaki insanlara. Bu insanlar çıkarmak istedikleri sonucu o kadar büyük bir arzu ile isterler ki başarısız olmaktan korkarlar. Korku, belki de bir savunma mekanizması olarak (uzman değilim tahminen) peşinden ertelemeyi getirir. Yani, stresle başa çıkma yöntemi diyelim. Ama gel gör ki bu çok fena geri teper. Önce erteleme işine başlayan bünye kendini kısa süreli iyi hisseder, düşünmemek için başka şeyler ile meşgul eder kendini ama bunu uzun vadeli gerçekleştiremez. Kafasında sanki tik tak sesleri çıkaran bir saat varmış gibi yapılması gereken iş kendini hatırlatır, huzursuzluğa sebebiyet verir ve bunu  çok da başarılı gerçekleştirir. Önce iş ertlenedikçe, ayrıntılara verilen önem zaman daraldığından ötürü azaltılmak zorunda kalınır. Bu, mükemmeliyetçi bünye için başarısızlık korkusundan sonra gelen ikinci stres unsurudur. sonra kendini avutma süreci başlar bazılarında "tamam o kadar ayrıntıya girmem ben de. Şunları şunları yaparım yine de güzel bir şey çıkar ortaya" gibi cümleler kurdurur ki bunu inanarak kuruyorsan ne ala, değilse bu sadece büyütülen korku ile yüzleşmemek için yani birazcık daha erteleme yapabilmek için bahanedir. Bu süreçte ilk erteleme sürecine göre zihni meşgul edip hali hazırdaki stresten sıyrılmak daha zordur. hatta bünyede sürekli ayak, bacak sallamak, tırnak kemirmek, sigarayı arttırmak gibi sonuçlar da çıkarabilir. Çünkü sürekli kafada yedek planlar hazırlanır ve bu noktadan sonra asla istenilen başarıya ulaşılamayacak olduğu inancı da bir yandan kemirir kişiyi. Nihayet, erteleme ile sağlanan tüm toleransların sonuna gelinir, büyük bir sıkıntı ile yapılması gereken işe başlanır, stres ve moral bozukluğu konsantrasyonu zorlaştırır bir de üstüne nasıl yetiştiricem paniği eklenince ortaya berbat, insanın kendisine isyan ettiren bir ruh hali çıkarır. Görev bir şekilde tamamlanır. istenilenden çok daha farklı bir sonuç çıkar ortaya ama mükemmeliyetçiliğin vermiş olduğu alışkanlık ile yine de çok kötü bir iş çıkmaz. Kişi kendini bununla teskin eder ve bir sonraki göreve kadar "Asla bir daha böyle yapmayacağım, zamanında başlasam bak ne kadar güzel bir sonuç alacakmışım şimdi bunu başarabildiysem" benzeri cümleler ile yaşamına devam eder.

Uzun lafın kısası, afedersiniz ama mükemmeliyetçilik b.k gibi bir huydur. İnsanların övgü meselesi haline getirebileceği değil, bunun üstesinden gelerek hayat kalitesini yükseltmeye çalışması gereken bir olgudur. Bundan dolayı bu tarz huylarınız varsa ve ciddi boyutlardaysa bir uzmana gitmenin büyük faydası var bence. Bir de siz mükemmeliyetçilik stresi ile başa çıkmaya çalışırken, başkalarından bunu üzülme kisvesi altında kendilerine övgü unsuru  olarak duyuyorsanız bu aralar çok ünlü bir kitabın ismini ister içinizden ister yüzüne karşı söyleyin gitsin :) Zira, klişelerin efendisi olaraktan; hayatta çoğu  şey bu kadar kasmaya kendini stres yapmaya  el kol bacak sallamaya değmez. Hayat yapman gereken görevlerin bir birleşimi ise eğer, hayatı cehenneme çevirmeye hele hiç değmez :)

görüşmek üzere!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !